28 Mayıs 2007 Pazartesi

İsfahan... Üçüncü Gün...


Sabahtan Ateşgah ve Minar Combar’a gitmek istiyoruz. Buradaki taksicilerin durumundan daha önce söz etmiştim. Bu nedenle canciğer yerel araç diye tutturuyor. Şuheda meydanından Farughi caddesine geçiyoruz. Oradan minibüsler gidiyormuş. Bir saat sonra da Kuh-i Sengi Ateşkedesine varıyoruz. Taş Dağı’nın 1680 metre yüksekliğinde İsfahan’ın en eski mirası Zerdüşt Tapınağı. Zerdüştlerin ölülerini kuşlara terk ettikleri sessizlik kulesi. İsfahan ve Zayende nehrini görebilen bir tepenin üstünde. Tabii ki viran durumda. Çevrede bizden başka kimse yok. Yıllar önce buraya ilk gelişim gündoğumundaydı ve kalabalıktı ortam. O zaman yanımızda İsfahanlı Raziye vardı. Hani şu yalnız Hayyam, Sadi, Hafız, Firdevs’i değil Kafka, Hesse, Goethe, Dostoyevski’yi de konuşup tartıştığımız güzel. Daha sonra onun gibi pek çok güzelin bu bilgilere vakıf olduğunu öğrenip şaşırmıştım. Öyle uzaktan göründüğü gibi değil İran, İran insanı. Kültür ve sanata ilgilerini, kitap evlerindeki rafları izleyen sıradan insan anlayabilir.
Sabahın yumuşak ışığında sisler içinden İsfahan ve Zayendeyi izleyip Ateşgah ve çevresini fotograflamak öylesine keyifli ki insanın zamanı durdurası geliyor. Zamanı durduramayacağımıza göre bu görüntüleri karelere dönüştürüp Minar Combar’a yöneliyoruz. Otobüsle 15 dakikalık mesafede. Tüm girişlerde olduğu gibi buranın girişinde de, bir bana bir elimdeki sigaraya bakıp harici muamelesi yapıyorlar. Yine canciğer durumu kurtarıyor; bilet almadan içeri giriyoruz. Konuşmadığı sürece kimse onun harici olduğuna ihtimal vermiyor. İsfahan’ın o ceylan gözlü, güzel gülüşlü kızlarından hiç farkı yok. Minar Combar çift minareli küp şeklinde bir yapı. İçinde Ebu Abdullah’ın kabri var. Söylendiğine göre dünya durdukça ayakta kalıp depreme dayanıklı olsun diye bu şekilde yapılmış. Minarelerden birini sallayınca ikisi de adeta titriyor. Gerçi kimileri bunun mimari bir hata sonucu olduğunu düşünüyor ya ben buna ihtimal vermiyorum. Bu zarif yapıyı buraya konduran kişi(ler), nasıl ve niçinini de düşünmüş olmalı.
Dün Fehimeler hazır oraya gitmişken Bağıparendegan’a da uğrayın demişti. Kuşlar bahçesi öyle yol üstü bir yerde değil. Hani atalarımız boşuna demiş, sora sora Bağdat bulunur diye. Epey zaman alıyor ama biz de buluyoruz kuşlar bağını. Zayende’nin kenarında koca bir alan. İçinde her tür kuş barınıyor. Saraylardaki minyatürlerden uçup gelen tavuz kuşları, pelikanların bizi rahatsız etmeyin diyen çığlıkları, baykuşların fotograf istemem tarzı bilge bakışları arasında dolaşıyoruz. Bir köşede de Miniairan –Miniatürk’den esinlenip biz veriyoruz ona bu adı-; sevimli köy evleri, köy yaşantısı; topraktan maketler halinde, içinde yaşamı anlatan insan, hayvan figürleriyle.
Zaman hızla geçiyor, artık o ünlü Ermeni mahallesi Colfa’ya gitme vakti. Çevreye sessizlik hakim, daha önce hiç karşılaşmadığım türden. Vank kilisesi civarında birden canlanıyor hayat. Uzaktan misafirhanedeki İspanyol arkadaşı gördük. Öyle bir selamlaştık ki anlayamasa da çok kimse, yollar tanıktır anlar... Gezginlik halleri; mavi denizde birbirini kaybedip de karşılaşan balıkların birbirine değen kuyruk ve kanat dokunuşları gibi, heyecanla dokunduk birbirimize.
İçeriye girdik, kilisenin önündeki mezarlara basıp geçerek. Hani bizde mezara basılmaz ya burada tam aksi. Kiliseler gibi cami önlerinde de durum aynı. Aziz Nesin’i yad ediyorum. Öldükten sonra çocuklarının üzerinde dolaşmasını istemişti ya.
Fransız ressam Ujan Filanin, 1840-1841’de İran’a yaptığı gezi notlarında şöyle diyor: Safevi mimarlığının en muhteşem dönemi Büyük Şah Abbas zamanı. Şah Abbas kendi başkenti İsfahan’da muhteşem binalar inşa etmeye büyük önem vermiş. Bir takım siyasi sebeplerle Hristiyan Ermenileri Aras ırmağı çevresinden İsfahan’a aktarmış. Vank kilisesinin yapımında İtalya üniversitelerinden mezun kişilerle İsfahanlı mimarlar çalışmış ve iç dekorda İtalyan motifleri kullanılmış. Böylelikle küçük bir mabetten büyük bir kiliseye dönmüş yapı. Dış bölümü ise Safevi dönemi özelliğini taşıyor, Sent Stafon mabedi ile Sent Tedi mabedinin aksine Merkez Vank kilisesinde herhangi bir ihtişam görülmemekte. Çiçekler, bahçeler, servi ağaçları ve melekler duvarların süslerini oluşturmakta. Merkez kilisenin iç külliyesi birçok tablo, alçı işlemeleri ve seramik süslemelere sahip. Kilisenin mihrabına yakın bir melek Havans’ın eseri. Burada 4 kanatlı melekler bulunuyor ve bu dört kanat dünyadaki dört istikameti simgelemekte ve bunlar kilisenin kubbesini koruma altına almış bulunuyor. Minyatür, kuş, çiçek tasarımları altınla işlenmiş. İç kısımdaki duvarların temelli 1,5 metre yükseklikte seramiklerle süslenmiş. Babil burcu, Tanrının tanrıçalara mesajı, Yunus’un denize atılışı, bir balinanın karnında kendine bir sığınak arayışı, Firavun’un kızıl denizden geçişi ve İbrahim’in kendi oğlunu kurban etme kararlılığı bu tasvirlerden bazılarını oluşturmakta. Kilise çanı İtalyan kiliselerinde olduğu gibi binanın dışında. Çan burcu tek başına bahçenin orta kısmında yer almış. Çanın alt kısmında İsfahan’da vefat eden Avrupalı keşiş ve papazların bazılarının mezarları bulunuyor.
Ermeni Müzesi’ne giriyoruz. Ben daha önceden buranın buruk tanığıyım. Benim Alevi güzeli canciğerim görünce 1915 soykırım görüntüleri ve haritayı şaşkınlığa uğruyor. Olmaz böyle şey diye söylenip duruyor. Müzenin bitişiğinde bir başka müzecik. Ermeni Edebiyatı Müzesi. Kapısı kapalı. Kapıda iki büyük Ermeni şairin büstleri karşılıyor bizi. Ben ki kendi fotografımın çekilmesini hiç istemem, onların arasına kurulup bir anı götürmek istiyorum yuvama, şairler değiştirebilirmiş gibi düzeni. Evet değiştiremeyebilirler ama belki tarihçilerden daha yansız anlatabilirler gerçeği.
Dün Kumars bir tartışmadan sonra canciğere “sen Pan Türkist misin?” demişti, ne yazık ki tam bilemeden gerçeği. Gerçekler tüm açıklığıyla tartışılamadığı için bire bin katılarak çoğalıyor suçlar, suçlular. Var mı geçmişi pirüpak bir iktidar? Her biri çıkarlarını korumak için ne canlar yakmış, ne kıyımlar yapmışlar.
Bir dolmuşa binip merkeze dönüyoruz. Canciğere “biraz yürüyelim de kıçlarımız açılsın” diyorum, Kumars’dan öğrendiğimiz üzere. Yürüdükçe kan deveranı başlıyor, bacaklarımız açılıyor. Bir kez de gece görmek istiyoruz İmam meydanını. Bir başka güzel o zaman da. Halıcılara uğruyoruz alacakmış gibi. Oysa kendimizi zor taşıyoruz. Sadece görmek, dokunmak istiyorum. Göçerlerin dokudukları resim desenli Gabbeh halılara. Satıcılar “buyur madam” diyor. “Ne madamı? Hanumum ben diyorum, gülüşüyorlar. Kaçtır gaymeti? diyoruz. Hayli memnun, teşekkor ve godahafız ile çıkıyoruz dükkanlardan. Sokaklarda tırım tırım o ünlü basık suratlı uzun tüylü bizim İran, yabancıların Pers dediği kedilerini arıyorum, rastlayamıyorum. Cihangir’i özlüyorum, belki de daha çok sembolü olan özgür sokak kedilerini. Hardal sokağından her geçişimde bacaklarıma dolanışlarını.
Sigara eşliğinde notları yazmak için avluya indim. Gerginliğim had safhada. Bizim memleketli gençler gece yarısı geldiler. İsfahan özellikle İran ile ilgili düşüncelerini öğrenmek istedim. Özgür arkadaşla konuştuk uzun uzun. Bildiklerinden, düşündüklerinden çok farklı bulup sevmişler İran’ı. Gecenin bir yarısı İsfahan sokaklarını dolaşmaya doyamadıklarını söyledi. İki kadın tek başına burada olmamıza şaşırmışlar. Buraya gelmeden önce çok araştırma yaptım. Gerçi daha önce buraya bir kadının geldiğini okumuştum, hatta Zayende’ye fotograf makinesinin objektifini düşürmüş. Buraları çok sevdiğini anlatmıştı dedi. Garip bir rastlantı ama o kadın benim dedim. Şaşkınlıkla beni kucakladı. Sonraki konuşmalarımızdan yıllarca aynı semtte yaşayıp, karşılaşmamış, karşılaşmışsak da birbirimizin farkına varamamış olduğumuzu anladık. Yolcuların sohbeti bitmez. Gün doğmadan uyumak gerek, yeni sürprizlere uyanmak için.
Kapının sesine canciğer uyardı, keyifsiz görünüyor. Zaten misafirhaneye her dönüşte garipleşiyor. Benim nüktedanım, ay gülüşlümün yüzünde sanki ay tutulması yaşanıyor. Gülücüğü değil ayın kendisi bile görünmez oluyor. Oysa ne kadar da zorluyorum kendimi odada sigara içmemek için. Bazen kendime kızıyorum onun bu halleri sigaram yüzünden diye, bazen ona; içimden tabii. Hoş biliyorum ya tek neden de bu değil. Sevemedi benim sevdiceğimi. Kanıtlayamadım ona onun ne hoş olduğunu. Yetmedi kadim yapıları, güzel suları, güler yüzlü candan insanları. Benim için de gerçeği inkar boşuna, çöküyorum bu hallerden. Bazen agresif oluyorum, genellikle kolum, kanadım kırılıyor. Attilla İlhan’ın dizelerindeki gibi “Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır?” diye düşünerek uykuya dalıyorum.
.
.

3 yorum:

12kosekose dedi ki...

hello to everyone who has blog.first I congratulate the blog owner.he is got excellent blog.actually I read all your articles from weary and your writing very attractive waiting to continue thanks
Sohbet Odalari Sohbet OdalariSeviyeli SohbetSeviyeli sohbet
sohbet Chat Sohbet chat chat siteleri
Bedava Sohbet bedava Sohbet sayfalari Sohbet Odalari
Chat chat chat odalari chat odalari
Sohbet et sohbet et chat yap chat yap
Cet cet çet çet sohbet odalarichat siteleri
Muhabbet muhabbet Sohbet sohbet
Dini Sohbet mynet sohbet mynet Sohbetdini sohbet
çet çet cinsel sohbet cinsel sohbet
Gabile sohbet gabile sohbet Sohbet odalari

Sinan dedi ki...

bedava chat - islami chat - islami sohbet - sohbet siteleri - dini sohbet - mynet sohbet - garanti arkadas - sohbet kanallari - mirc sohbet - chat siteleri - mirc indir - sohbet odalari - cinsel muhabbet - cinsel sohbet - seviyeli sohbet - sex chat - sohbet et - cinsel sohbet - sex sohbet - mirc - mirc indir - kamerali mirc - turkce mirc - sohbet siteleri - cet - chat kanali - chat kanallari - sohbet kanali - Video izle - izmir sohbet- porno - Film seyret - kaliteli sohbet - sesli sohbet - seviyeli chat

uğur Aksu dedi ki...

Very informative and trustworthy blog. Please keep updating with great posts like this one.
cinsel sohbet
I have booked marked your site and am about to email it to a few friends of mine that I know would enjoy reading
çet sohbet
Thanks for your explanation was very good effort, while health information in your hand
sohbetci

They look very nice, wonderful =)

sohbet net -
yazgülü sohbet -
seviyeli sohbet -
adana sohbet -
kerizim -
çet sohbet -
yazgülü -
sohbet et -
yonja -
cinsel chat
cinsellik sohbet